Konya kent rehberi

13 Mart 2012

Konya kent rehberi dedik mi bir çok kişi bunun ne olduğunu bilmiyor. Aslında konyalılar için hizmet veren son derece kaliteli bir belediye hizmeti. http://88.255.225.23/ tarayıcınıza adresi kopyalayıp yapıştırın. Konya bilgi sistemi merkezi elinizin altında. Burada mahalle sokak harita her şey var. Burada kadastro sorgulama, ruhsat sorgulama, gezilecek yerler her şey var. Konya için gerçekten harika hizmet. Bu hizmeti artık her konyalının bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Konya Harikulade Bir Şehir

18 Şubat 2012

Bu şehir de tarih var, doğal güzellikler, sıcak insanlar ve güzel yemekleri olan bir şehir burası Konya.Her yer tarih kokuyor ,nereye dönseniz karşınıza camiiler, medreseler ve lokantaları görürsünüz bu şehir de.Geçmişi ile bizleri zaman yolculuğuna çıkarıyor.
Konya Mevlana’nın, Yunus’un daha bir çok büyük insanların yerleşim merkezi olmuştur.
Nasretin hoca’nın yaşadığı Akşehir ilçesidir Konya’nın.Nasrettin hoca’nın göle maya sürdüğü gölde bu bölgededir.
Bu kış Konya da çok sert ve çetin geçiyor,insan eve kapanmaktan başka bir şey yapamıyor bugünlerde.Evde oturmaktan bol yemek yemekten kilo alıyoruz.Hele ki bahar ayında evlenecek biri olarak bu çok kötü bir durum.Nişanlım kilo alma diyor ama ben ne yapayım istemeden de olsa alıyorum.Bugün hava güneşli ,dışarda bahar havası var nişanlımı gezmeye götüreyim diyorum.Bir konya’lı ve Beyşehir’li olarak balık yemeye götürsem iyi olacak, en azından ona buranın tatlarını ,renklerini göstermek güzel olacak.Gezmeyi ve yemeği çok seven biri olduğumdan en güzel balık yemeği nerde yenir iyi bilirim.

Nişanlımla önce biraz gezmek istiyorum,Konya da selçuklu zamanından kalma tek sağlam yapı olan Eşrefoğlu camiisini ve medresesini göstermek istiyorum.Beyşehir de bulunan bu medrese günümüze kadar gelen 1296-1299 yılları arasında Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan, Anadoluda ağaç ve direkli düz tavanlı camilerin en büyüğü ve en görkemlisidir.Beyşehir’in merkezinde bulunan bir yerde.Bu alan kültür bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Camiye girerken büyük bir ahşap kapı karşılıyor ,işlemesi ile gözünüzü alamıyacak kadar güzel renkler ve oymacılık işlerini görmeniz mümkündür.İçeriye adım attığınız da tam karşınızda mihrab duvardaki renkler ve resimler selçuklu yapısının özelliklerini gösterir.Ağaç oymacılığının en iyi örneğini bu cami de görmeniz mümkündür.Yerden tavana kadar her yer ağaçla kaplı.

Caminin tam ortasında büyük bir çukur vardır.Bu çukur o dönemde kışın karların yağması ile birlikte doldurulur yazın suya dönüşürmüş.Bu su yazın caminin nem kaynağı olurmuş.
Duvarlardaki lale ve çiçek desenleri ninelerimizin çeyizlerinden çıkmış gibi duvarları süslüyor.Cami ibadethane olduğu gibi bir eğitim merkezide olmuştur o dönemde.Bunları caminin her yerinde görmek mümkündür.Caminin
altından şehre tünelle bağlandığını görebilirsiniz.Cami insana huzur veriyor burda sanki zaman yok olmuş gibi.İnanan insanlar dua ve ibadet için günde beş kez geliyor.
Caminin içindeyken dışarıda ki hayatı unutuyoruz…..
Dedim ya güzel bir geziden sonra ,karnımızı doyurmak için gölün kenarına doğru yürümeye başlıyoruz,her yer beyaza bürünmüş durumda.Karın beyazlığı,gölün maviliği
bir resim tablosu gibi ,önde beyaz bir dağ ,onun tepesinde mavi gökyüzü…Manzaranın seyrinden açlığımızı unutmuştuk.
Beyşehir gölünün kenarları donmuş balıklar kıyıdan görünmüyor,balıkları yazın görmeye alışmıştık.


Çocukluğumuz da balık avlamaya gider ,tuttuğumuz balığı kendimiz yerdik.
Güzel günlerdi o günler.Nişanlımla balık yemeği yemek için bir balık lokantasına doğru yürümeye başladık.Balık lokantasından içeri adımızı atar atmaz içimiz ısındı.
Üşüdüğümüzü o zaman fark ettik.İçeriye girdikten sonra gölü gören taraftan bir masa seçtik kendimize.Balık yemek için buraya gelmiştik ama içimizi önce sıcak bir çorba
ile ısıtmak istedik.Yöresel tarhana çorbası söyledik önce.Balıklarımızı mangal da istedik.Alabalıklarmız masamıza geldi mis gibi kokuyor,üzerindeki tereyağ kokusu iştahımızı açtı.
Güzel bir gezinin ardından bu balık çok güzel oldu…..

Konyaya kar yağışı mutlu etti

24 Ocak 2012

Konya kar yağışı

Pazar sabahı uyandığımda her yer kar vardı. Konya da uzun zamandır beklenen etkili kar bugün yağmaya başlamıştı. Yatakdan kalmak içimden hiç gelmiyordu, yatağım da
uzanıp sıcak bir çayla keyif yapmak istiyordum. Son yıllarda Konya da kar az yağmaya başlamıştı. Bugünkü kar o özlemimizi sanki gidermiş gibi.
Her yer beyaza bürünmüş, yer gök beyaz olmuştu. Bahçede ki Badem ağaçları beyaza bürünmüş, ilkbaharın gelmesini bekliyordu. Toprak su ihtiyacını şimdiden depolamaya
başlamıştı, yazın gelmesiyle depolanan sular toprakla, ağaçlara, bitkilere, hayvanlara ulaşacaktı. Yeryüzü hiç durmadan görevini yerine getirmeyi adet haline getirmişti.
Konya’da kış çetin geçer, kar, buz ve kuru soğuk insanın içine işler. Kış uzun sürdüğünden, ilkbahar da geç gelir, kuşlar yuvalarına geç gelir, vatan özlemiyle yanan
kuşlar cıvıl cıvıl öter doğa da.
Yataktan kalkıp sınava gitmem gerekiyordu, kim bu kar da dışarı çıkar ki dedim, tabi ki ben dedim. Hazırlandım dışarıya adım atar atmaz içime soğuk işledi, Allah verede
otobüs çabuk gelir de fazla beklemem derken köpeğim havlamaya başlamıştı bana, selam vermeden gidiyorsun der gibi havladı bana. Her sabah kulübesine gider yemeğini
verir az dertleşir okşar sever işime öyle başlarım. Kar ve soğuk bugün beni çok etkilediğinden, köpeği mi unutmuştum…
Nerde kalmıştım derken otobüs geldi neyse ki fazla beklemeden kendimi otobüse attım, ne mutlu bana. :) ) Pazar günü sokaklar bomboş in cin top atıyor dersek yanlış olmaz.
Okula geldim, karda düşmeden ,içeriye girme başarısını da gösterdim.Arkadaşlarla konuşmaya başladık. Konya‘daki kar yağışından,havanın soğukluğundan söz etik,Bir çoğumuzun kar ile ilgili anıları vardır,yeri gelmişken bende anlatayım sizlere. Konya merkezde ki Alaeddin tepesinden inerken ayağımın kaymasıyla,düşmem bir oldu.Herkes kayıp düşerken benim gülmem,şimdi benim düşmem tam oldu.Tepeden inmem çok hızlı ve acılı oldu.Millet kayak merkezine giderken ben tepeden kayak dalışı yapmış oldum,para
vermeden bedava kayak yaptım…

konya kar yağışı 2

Konya çok eski bir şehir olmasından dolayı, tarihi camiler, hamamlar karla bir başka görünüm kazanıyor. Konya’nın bir başka güzelliği de bu olması güzel bir
duygu. Kış Konya da bir başka yaşanıyor, gelenek ve görenekler bir çok evde devam ediyor olması güzel. sobaların üstünde çaylar, kestaneler devamlı hazır halde misafirleri
bekler durumda. Bazı evlerde yazın yapılan tarhanalar kızartılır, yanınada cevizler konarak misafire ikram edilir. Bir başka kış geleneği, kar piknikleridir,
erkek çocukların av merakı, ava giderken avlanan piknikler, sucuk partileri,mangal partileri de bir başkadır.Konya da kış uzun ve yorucu olsada tadı bir başkadır.
Yazıma son verirken, sınav fena geçmedi, eve dönüşte de düşmedim, gelince köpeğimle bahçede doyasıya koştuk kar topu oynadık. Mutlu sağlıklı güzel günler yaşamak
dileğiyle her şey gönlünce olsun Konya

Konya Gezisi

17 Ocak 2012

Bir yaz günü Konya’ya gitmeye karar verdik. Bizim buralarda halk yazın şehirde kalmaz yaylalara gider, bizde yaylaya gideriz toros dağlarının bir köyüne. Eğer neresi diye merak ediyorsanız Mersin’in cıcık yaylası. Nişanlım Konyalıdır.
Bu yüzden bu geziye çıkmaya karar verdik ailece hemde. Ağustos ayıydı yayladan Konya‘ya gitmek için sabah erken kalkacaktık, gecede sahura kalkacak olduğumuzdan erkenden yattık. Gece Üç gibi sahura kalktık yemek yedik,
çaylar derken yola çıkma zamanı geldi, Konya’ya yola çıkma vakti gelmişti.Konya,ya gitme sebebi aileler bir birleriyle daha iyi kaynaşmalarını istediğimizden ben biraz heyecanlıydım.
Konya’ya gitmek için arabaya ailece bindik, Köyden çıktığımızda saat Altıydı, Öğlene varmayı hesaplıyordu abim. Bakalım Konya gezimiz nasıl geçek hep beraber göreceğiz.
Yayla yollarından Toros dağlarına yavaş yavaş tırmanıyoruz Arabayla, doğa yemyeşil tertemiz oksijen hava da süper yolculuk için. Yollarda çobanlar ve keçiler bir
resim karesinin içinden geçiyoruz, çok güzel anlar ve görseller yaşıyorduk. Toros dağlarının bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Dağın eteklerinde yaşadığımızdan,
zirvedeki doğa ve yaşamdan hiç haberimiz olmuyormuş. Biz bir Yörük ailesinden gelmeyiz,şimdi dağlar yerine şehirler de yaşadığımızdan o kültürü unuttuk gittik.
Geçmişini bilmeyen insanlar geleceklerinden ne bekler diye düşündüm bir an. Bazı insanlar geçmişini silmeye yada yok saymayı seçiyorlar. Her ne olursan ol hayat bir
gün insana gerçekleri yüzüne vurur. Dedim ya toros dağlarındaki yaşam çok doğal ve basit bir yaşam. Yörükler her yaz bu dağlara hayvanlarını getiriyor, yazın bitmesiyle
göç hazırlıklarına başlayarak dağ eteklerine daha sıcak yerlere inmeyle başlar. Nerde kalmıştık Konya gezimizde evet toros dağlarındaydık tam zirveye gelince
arabayı durdurduk, mola verelim biraz temiz hava içimize çekelim dedik.Kuş sürüleri,çoban Köpek’leri,Keçiler,Koyunlar ve çobanlar bizim yoldaşımız oldu Konya’ya
giderken. Bir resim çizen ressamın tablosundaydık sanki. Yemyeşil ağaçlar, sulaklıklar, bitkiler her yerdeydi.
Toros dağlarından inmeye başladık, artık Konya sınırlarına yaklaşmıştık, Ayrancı yokuşuna gelince artık Konya ovası görünmeye, tarlalarda çalışan köylüler, yollarda
Traktörler, saman, Buğday taşıyorlardı. Konya dedik mi aklımıza Buğday ve şeker gelir. Konya Türkiye’nin tahıl ambarıdır buda küçük bir bilgi olsun sizlere.
Konya yolculuğumuz Önce Karaman ilinden geçerek devam etti tabi ki. Karaman önceden Konya’nın ilçesiydi, daha sonra il oldu. Konya gezimiz yol boyunca etrafı inceleme
ve sohbetle devam ediyordu.
Konya il sınırına girdik, hava sıcak olmaya başladı bunu yanı sıra heyecanda bastı beni. Konya’ya girerken sizi fabrikalar ve Reklam panoları karşılıyor.
Konya yolumuzun üzerinde Çumra, içeri Çumra yollarından Karatay belediyesi yazısı görünce artık Mevlana’nın şehri Konya’ya gelmiş oluyorduk. Ben telefona sarıldım nişanlımı
aradım neredesin diye. Konya şehri çok büyük bir yer, Tarih ve insan burda, kalabalık bir şehir. Dünyanın bütün insan ırkları burada yaşıyor sanki bugün.
Konya şehri Mevlana’nın yaşadığı ve öldüğü yer olmasından dolayı yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur. Sizlerle Konya’yı nişanlımla ve ailesiyle gezeceğiz.
Bundan dolayı Konya’yı birazda onlardan dinleyeceksiniz nede olsa biz bugün misafiriz.
Demiştim ya buluşma noktasına giderken küçük bir yanlış anlaşılmadan dolayı, yolumuzu kaybettik. Neyse ki çağımızın icadı cep telefonları imdadımıza yetişti. 
Konya gezimiz biraz maceralı ve heyecanlı başlamış oldu. Neyse ki artık buluştuk, dinlenmek ve mola vermek için önce eve gittik. Konya merkezinden geçerek Selçuklu belediyesine
Bağlı eski bir Rum köyü olan Silleye geldik. Biraz dinlendikten sonra Konya gezimiz başlayacak.
Gezimiz başlıyor şimdi arkadaşlar umarım sizi de gezdirmiş oluruz. Önce ilk durağımız bulunduğumuz yer olan Sille’yi gezeceğiz,
Ben önceden az çok bildiğimden dolayı asıl ailem gezecek burayı. Konya merkezden 8km kuzeyinde bulunan antik bir Rum köyüdür sille. Roma döneminde bir din merkezi olan Sille de Dünyanın en eski manastırı olan
Aya elena bu Rum köyünde bulunmaktadır. Şimdi bu Manastır restorasyondan geçtiğinden biz sadece dışarıdan görebildik. Eski insanların yaşadığı evler biraz Nevşehir deki
evlere benziyordu.Aya Elena kilisesi ve daha bir çok küçük kiliseler bulunuyor,maalesef çoğu zarar görmüş durumda,Şimdi artık bu köy sit alanı ilan edilmiş.Köyü
yeniden inşa etme çalışmaları başlamış. Konya denince Mevlana gelir ama burayı da görmenizi sizlere tavsiye ederim. Osmanlı döneminden taş köprüler ve Ahşap evleri
görmek mümkün. Konya ‘ya gelirseniz mutlaka burayı es geçmeyin. Sille’den ayrıldıktan sonra merkeze doğru Mevalana’ya yolculuk başladı.
Hafta sonu olunca trafik burada çok arabayı bir yere park etmek için yer aramız gerekti neyse ki bir yer bulduk. Mevlana müzesine girmek için önce bilet
gişesinden bilet aldık. Şimdi içeriye girdik bizi ilk karşılayan mezar taşları oldu. Her yerde insan var, her ülke ve ırkdan insanlar sözleşmiş gibi burda toplanmışlar bugün.
Caminin içerisine girmek için kapıda ayaklarımıza galoş giydik, içeriye girerken selamla başlarsanız iyi olur.Dinimizde mezarlara selam vermek sünnettir.
Mevlana Celalettin Rumi burada yaşamış ve burada ölmüş büyük bir alim.Dünya’nın her yerinden insanlar onu anlamak ve ziyaret etmek için akın akın buraya gelmişler.Konya eşittir Mevlana
demek yanlış olmaz galiba. Mevlana deyip de ondan bir mesneviden bir parça demezsek olmaz.

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel, ,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz…
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik…
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir… ”

Mevlana türbesindeki aile ve caminin güzelliği muhteşem.Burda hayat duruyor sanki.
Konya çok şanslı bir şehir onun gibi bir insanı misafir etmiş ve etmeye devam ediyor. Konya da gezilecek yerlerden biride Üçler Mezarlığı hemen müzenin karşısında bulunuyor.
Biraz ilerde Çanakkale şehitlik müzesi ve Tarihi evler bulunmakta. Her yıl Mevlana haftası Konya da 17 Aralıkta vuslata kavuşma (Şebi Arus ) törenleri ile kutlanmaktadır.Bu yıl
gitmeyi çok istiyorum.Bu törenlerde Konya’ya Dünya’nın her yerinden insanlar geliyor.Mevlana’yı anlayan anlamak isteyen, ırk ,dinler Konya da buluşuyor.
Gezimiz devam ediyor biraz bilgi ve düşencilerimi aktarmak istedim unutmadım geziyi yani. 

Mevlana’nın arkadaşı dosttu ne derseniz deyin Şems.Herkes bilir Şemsi ama türbesi ,mezarı nerde kimse doğru dürüst bilmiyor ben bile Şemsi
Elif Şafak’ın Aşk isimli kitabından öğrendim ben. Konya gezimizde onun bulunduğu yere de gitmeyi istedim. Burayı size nişanlım anlatacak kısaca, Mevlana müzesinden çıkınca
aşağı tarafa yürüyeceksin, Konya Valiliğinin yanında Kayalı park var ,yolun karşısına geçecek ve hemen tarihi Mahkeme Hamamının karşısında Şems camisi ve türbesi bulunmaktadır.Cami küçük
bir yer, Şems’sin mezarı bu caminin içinde bulunmaktadır. Rivayete göre bu Caminin altında kuyu varmış oraya atılmış deniliyor. Teşekkürler canım bize tarifin için.
Buradan çıktıktan sonra çarşı ve tarihi kadınlar pazarını da gezebilirsiniz. Konya da kadınlar bu pazara mutlaka geliyormuş. Burda sadece kadınlar Cuma günleri alış veriş
yapıyorlarmış. Mevlanaya ve Konya’ya gelen Mevlana şekeri almadan geri dönmez bizde aldık tabi ki. Konya gezmekle bitmez ben bugün sizlere bu yerlerden ve kısa gezimden
söz etmek istedim, umarım sıkılmamışsınızdır. Konya’yı kısaca özetlersek yani ben Mevlana,şeker,camiler ,türbeler ve yemek diyerek özetlerim.Dedim ya Sizlere
Konya yazmakla, anlatmakla bitmeyen bir şehir. Her şeyi tarih kokuyor Konya’nın. Siz den bir ricam olacak bu yazıyı okuduktan sonra bir de Konyalım türküsünü
dinlemenizi tavsiye ederim.Herkes mutlu ve sağlıklı kalsın diyor ve hadi oynayalım. Konyalım çalsın…:))))