Konyaya kar yağışı mutlu etti

24 Ocak 2012

Konya kar yağışı

Pazar sabahı uyandığımda her yer kar vardı. Konya da uzun zamandır beklenen etkili kar bugün yağmaya başlamıştı. Yatakdan kalmak içimden hiç gelmiyordu, yatağım da
uzanıp sıcak bir çayla keyif yapmak istiyordum. Son yıllarda Konya da kar az yağmaya başlamıştı. Bugünkü kar o özlemimizi sanki gidermiş gibi.
Her yer beyaza bürünmüş, yer gök beyaz olmuştu. Bahçede ki Badem ağaçları beyaza bürünmüş, ilkbaharın gelmesini bekliyordu. Toprak su ihtiyacını şimdiden depolamaya
başlamıştı, yazın gelmesiyle depolanan sular toprakla, ağaçlara, bitkilere, hayvanlara ulaşacaktı. Yeryüzü hiç durmadan görevini yerine getirmeyi adet haline getirmişti.
Konya’da kış çetin geçer, kar, buz ve kuru soğuk insanın içine işler. Kış uzun sürdüğünden, ilkbahar da geç gelir, kuşlar yuvalarına geç gelir, vatan özlemiyle yanan
kuşlar cıvıl cıvıl öter doğa da.
Yataktan kalkıp sınava gitmem gerekiyordu, kim bu kar da dışarı çıkar ki dedim, tabi ki ben dedim. Hazırlandım dışarıya adım atar atmaz içime soğuk işledi, Allah verede
otobüs çabuk gelir de fazla beklemem derken köpeğim havlamaya başlamıştı bana, selam vermeden gidiyorsun der gibi havladı bana. Her sabah kulübesine gider yemeğini
verir az dertleşir okşar sever işime öyle başlarım. Kar ve soğuk bugün beni çok etkilediğinden, köpeği mi unutmuştum…
Nerde kalmıştım derken otobüs geldi neyse ki fazla beklemeden kendimi otobüse attım, ne mutlu bana. :) ) Pazar günü sokaklar bomboş in cin top atıyor dersek yanlış olmaz.
Okula geldim, karda düşmeden ,içeriye girme başarısını da gösterdim.Arkadaşlarla konuşmaya başladık. Konya‘daki kar yağışından,havanın soğukluğundan söz etik,Bir çoğumuzun kar ile ilgili anıları vardır,yeri gelmişken bende anlatayım sizlere. Konya merkezde ki Alaeddin tepesinden inerken ayağımın kaymasıyla,düşmem bir oldu.Herkes kayıp düşerken benim gülmem,şimdi benim düşmem tam oldu.Tepeden inmem çok hızlı ve acılı oldu.Millet kayak merkezine giderken ben tepeden kayak dalışı yapmış oldum,para
vermeden bedava kayak yaptım…

konya kar yağışı 2

Konya çok eski bir şehir olmasından dolayı, tarihi camiler, hamamlar karla bir başka görünüm kazanıyor. Konya’nın bir başka güzelliği de bu olması güzel bir
duygu. Kış Konya da bir başka yaşanıyor, gelenek ve görenekler bir çok evde devam ediyor olması güzel. sobaların üstünde çaylar, kestaneler devamlı hazır halde misafirleri
bekler durumda. Bazı evlerde yazın yapılan tarhanalar kızartılır, yanınada cevizler konarak misafire ikram edilir. Bir başka kış geleneği, kar piknikleridir,
erkek çocukların av merakı, ava giderken avlanan piknikler, sucuk partileri,mangal partileri de bir başkadır.Konya da kış uzun ve yorucu olsada tadı bir başkadır.
Yazıma son verirken, sınav fena geçmedi, eve dönüşte de düşmedim, gelince köpeğimle bahçede doyasıya koştuk kar topu oynadık. Mutlu sağlıklı güzel günler yaşamak
dileğiyle her şey gönlünce olsun Konya

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

Konya Gezisi

17 Ocak 2012

Bir yaz günü Konya’ya gitmeye karar verdik. Bizim buralarda halk yazın şehirde kalmaz yaylalara gider, bizde yaylaya gideriz toros dağlarının bir köyüne. Eğer neresi diye merak ediyorsanız Mersin’in cıcık yaylası. Nişanlım Konyalıdır.
Bu yüzden bu geziye çıkmaya karar verdik ailece hemde. Ağustos ayıydı yayladan Konya‘ya gitmek için sabah erken kalkacaktık, gecede sahura kalkacak olduğumuzdan erkenden yattık. Gece Üç gibi sahura kalktık yemek yedik,
çaylar derken yola çıkma zamanı geldi, Konya’ya yola çıkma vakti gelmişti.Konya,ya gitme sebebi aileler bir birleriyle daha iyi kaynaşmalarını istediğimizden ben biraz heyecanlıydım.
Konya’ya gitmek için arabaya ailece bindik, Köyden çıktığımızda saat Altıydı, Öğlene varmayı hesaplıyordu abim. Bakalım Konya gezimiz nasıl geçek hep beraber göreceğiz.
Yayla yollarından Toros dağlarına yavaş yavaş tırmanıyoruz Arabayla, doğa yemyeşil tertemiz oksijen hava da süper yolculuk için. Yollarda çobanlar ve keçiler bir
resim karesinin içinden geçiyoruz, çok güzel anlar ve görseller yaşıyorduk. Toros dağlarının bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Dağın eteklerinde yaşadığımızdan,
zirvedeki doğa ve yaşamdan hiç haberimiz olmuyormuş. Biz bir Yörük ailesinden gelmeyiz,şimdi dağlar yerine şehirler de yaşadığımızdan o kültürü unuttuk gittik.
Geçmişini bilmeyen insanlar geleceklerinden ne bekler diye düşündüm bir an. Bazı insanlar geçmişini silmeye yada yok saymayı seçiyorlar. Her ne olursan ol hayat bir
gün insana gerçekleri yüzüne vurur. Dedim ya toros dağlarındaki yaşam çok doğal ve basit bir yaşam. Yörükler her yaz bu dağlara hayvanlarını getiriyor, yazın bitmesiyle
göç hazırlıklarına başlayarak dağ eteklerine daha sıcak yerlere inmeyle başlar. Nerde kalmıştık Konya gezimizde evet toros dağlarındaydık tam zirveye gelince
arabayı durdurduk, mola verelim biraz temiz hava içimize çekelim dedik.Kuş sürüleri,çoban Köpek’leri,Keçiler,Koyunlar ve çobanlar bizim yoldaşımız oldu Konya’ya
giderken. Bir resim çizen ressamın tablosundaydık sanki. Yemyeşil ağaçlar, sulaklıklar, bitkiler her yerdeydi.
Toros dağlarından inmeye başladık, artık Konya sınırlarına yaklaşmıştık, Ayrancı yokuşuna gelince artık Konya ovası görünmeye, tarlalarda çalışan köylüler, yollarda
Traktörler, saman, Buğday taşıyorlardı. Konya dedik mi aklımıza Buğday ve şeker gelir. Konya Türkiye’nin tahıl ambarıdır buda küçük bir bilgi olsun sizlere.
Konya yolculuğumuz Önce Karaman ilinden geçerek devam etti tabi ki. Karaman önceden Konya’nın ilçesiydi, daha sonra il oldu. Konya gezimiz yol boyunca etrafı inceleme
ve sohbetle devam ediyordu.
Konya il sınırına girdik, hava sıcak olmaya başladı bunu yanı sıra heyecanda bastı beni. Konya’ya girerken sizi fabrikalar ve Reklam panoları karşılıyor.
Konya yolumuzun üzerinde Çumra, içeri Çumra yollarından Karatay belediyesi yazısı görünce artık Mevlana’nın şehri Konya’ya gelmiş oluyorduk. Ben telefona sarıldım nişanlımı
aradım neredesin diye. Konya şehri çok büyük bir yer, Tarih ve insan burda, kalabalık bir şehir. Dünyanın bütün insan ırkları burada yaşıyor sanki bugün.
Konya şehri Mevlana’nın yaşadığı ve öldüğü yer olmasından dolayı yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur. Sizlerle Konya’yı nişanlımla ve ailesiyle gezeceğiz.
Bundan dolayı Konya’yı birazda onlardan dinleyeceksiniz nede olsa biz bugün misafiriz.
Demiştim ya buluşma noktasına giderken küçük bir yanlış anlaşılmadan dolayı, yolumuzu kaybettik. Neyse ki çağımızın icadı cep telefonları imdadımıza yetişti. 
Konya gezimiz biraz maceralı ve heyecanlı başlamış oldu. Neyse ki artık buluştuk, dinlenmek ve mola vermek için önce eve gittik. Konya merkezinden geçerek Selçuklu belediyesine
Bağlı eski bir Rum köyü olan Silleye geldik. Biraz dinlendikten sonra Konya gezimiz başlayacak.
Gezimiz başlıyor şimdi arkadaşlar umarım sizi de gezdirmiş oluruz. Önce ilk durağımız bulunduğumuz yer olan Sille’yi gezeceğiz,
Ben önceden az çok bildiğimden dolayı asıl ailem gezecek burayı. Konya merkezden 8km kuzeyinde bulunan antik bir Rum köyüdür sille. Roma döneminde bir din merkezi olan Sille de Dünyanın en eski manastırı olan
Aya elena bu Rum köyünde bulunmaktadır. Şimdi bu Manastır restorasyondan geçtiğinden biz sadece dışarıdan görebildik. Eski insanların yaşadığı evler biraz Nevşehir deki
evlere benziyordu.Aya Elena kilisesi ve daha bir çok küçük kiliseler bulunuyor,maalesef çoğu zarar görmüş durumda,Şimdi artık bu köy sit alanı ilan edilmiş.Köyü
yeniden inşa etme çalışmaları başlamış. Konya denince Mevlana gelir ama burayı da görmenizi sizlere tavsiye ederim. Osmanlı döneminden taş köprüler ve Ahşap evleri
görmek mümkün. Konya ‘ya gelirseniz mutlaka burayı es geçmeyin. Sille’den ayrıldıktan sonra merkeze doğru Mevalana’ya yolculuk başladı.
Hafta sonu olunca trafik burada çok arabayı bir yere park etmek için yer aramız gerekti neyse ki bir yer bulduk. Mevlana müzesine girmek için önce bilet
gişesinden bilet aldık. Şimdi içeriye girdik bizi ilk karşılayan mezar taşları oldu. Her yerde insan var, her ülke ve ırkdan insanlar sözleşmiş gibi burda toplanmışlar bugün.
Caminin içerisine girmek için kapıda ayaklarımıza galoş giydik, içeriye girerken selamla başlarsanız iyi olur.Dinimizde mezarlara selam vermek sünnettir.
Mevlana Celalettin Rumi burada yaşamış ve burada ölmüş büyük bir alim.Dünya’nın her yerinden insanlar onu anlamak ve ziyaret etmek için akın akın buraya gelmişler.Konya eşittir Mevlana
demek yanlış olmaz galiba. Mevlana deyip de ondan bir mesneviden bir parça demezsek olmaz.

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel, ,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz…
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik…
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir… ”

Mevlana türbesindeki aile ve caminin güzelliği muhteşem.Burda hayat duruyor sanki.
Konya çok şanslı bir şehir onun gibi bir insanı misafir etmiş ve etmeye devam ediyor. Konya da gezilecek yerlerden biride Üçler Mezarlığı hemen müzenin karşısında bulunuyor.
Biraz ilerde Çanakkale şehitlik müzesi ve Tarihi evler bulunmakta. Her yıl Mevlana haftası Konya da 17 Aralıkta vuslata kavuşma (Şebi Arus ) törenleri ile kutlanmaktadır.Bu yıl
gitmeyi çok istiyorum.Bu törenlerde Konya’ya Dünya’nın her yerinden insanlar geliyor.Mevlana’yı anlayan anlamak isteyen, ırk ,dinler Konya da buluşuyor.
Gezimiz devam ediyor biraz bilgi ve düşencilerimi aktarmak istedim unutmadım geziyi yani. 

Mevlana’nın arkadaşı dosttu ne derseniz deyin Şems.Herkes bilir Şemsi ama türbesi ,mezarı nerde kimse doğru dürüst bilmiyor ben bile Şemsi
Elif Şafak’ın Aşk isimli kitabından öğrendim ben. Konya gezimizde onun bulunduğu yere de gitmeyi istedim. Burayı size nişanlım anlatacak kısaca, Mevlana müzesinden çıkınca
aşağı tarafa yürüyeceksin, Konya Valiliğinin yanında Kayalı park var ,yolun karşısına geçecek ve hemen tarihi Mahkeme Hamamının karşısında Şems camisi ve türbesi bulunmaktadır.Cami küçük
bir yer, Şems’sin mezarı bu caminin içinde bulunmaktadır. Rivayete göre bu Caminin altında kuyu varmış oraya atılmış deniliyor. Teşekkürler canım bize tarifin için.
Buradan çıktıktan sonra çarşı ve tarihi kadınlar pazarını da gezebilirsiniz. Konya da kadınlar bu pazara mutlaka geliyormuş. Burda sadece kadınlar Cuma günleri alış veriş
yapıyorlarmış. Mevlanaya ve Konya’ya gelen Mevlana şekeri almadan geri dönmez bizde aldık tabi ki. Konya gezmekle bitmez ben bugün sizlere bu yerlerden ve kısa gezimden
söz etmek istedim, umarım sıkılmamışsınızdır. Konya’yı kısaca özetlersek yani ben Mevlana,şeker,camiler ,türbeler ve yemek diyerek özetlerim.Dedim ya Sizlere
Konya yazmakla, anlatmakla bitmeyen bir şehir. Her şeyi tarih kokuyor Konya’nın. Siz den bir ricam olacak bu yazıyı okuduktan sonra bir de Konyalım türküsünü
dinlemenizi tavsiye ederim.Herkes mutlu ve sağlıklı kalsın diyor ve hadi oynayalım. Konyalım çalsın…:))))

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

gizemce

07 Ocak 2012

Çok eskilerden bir masal bu , şimdi masal anlatan nine dede kalmadı malesef.Masallar bir varmış bir yokmuş diyerek başlar bizim masalda öyle başlıyor.
Küçük şirin bir ülkede geçiyor gizemleriyle, büyücüleriyle dolu bir gizem ülkesi.Gizem ülkesinde bir prenses yaşıyormuş,çok güzel ,şirin ve gizem dolu bir prensesmiş.
kralın tek kızı ,kral kızını çok seviyormuş,herkesten saklıyormuş kızını,kimsenin onu görmesini istemediğinden ülke dışına çıkmasına izin vermiyormuş,hatta sarayın
dışına bile adım attırmıyormuş.Güzel prensesi herkes çok merak ediyormuş onu göre bilmek için her yolu denemişler ama kimse onu görmeyi başaramamış.
Gizem bir gün saraydan gizli çıkmaya karar vermiş, ama nasıl çıkması gerektiğini bilmiyormuş ,günlerce düşünmüş ama bir yol bulamamış.Bir gün hiç beklenmedik bir
anda saraya bir yabancı gelmiş , bu yabancı gezginmiş bütün ülkeleri gezer dolaşırmış.Saraya yolu düşen gezgin misafir edilmiş.Gizem bu gezginle saraydan kaçmaya
karar vermiş.Sabah olmuş erkenden yola çıkmış gezgin ormanlardan geçmiş,dağlar dereler aşmış bir köye gelmiş.At arabasını durdurmuş kalacak bir kervan saray bulmak için
yürümeye başlamış.Gizemce de arabadan inmiş ,hiç bilmediği dünyayı toprağa ayak basmış,çok heycanlanmış.
Gizem hayatından çok memnunmuş artık.Akşam karanlığı çökmeye başlayınca içine bir korku düşmeye başlamış, bir an önce gezginin gelmesini bekler olmuş,ama malesef gezgin
dönmemiş.Arbaya binmiş korkudan ne yapacağını bilememiş.Kurtlar ,köpekler ulumaya başlayınca daha da korkmuş ,ağlamaya başlamış.Uyuya kalmış Gizem gizemli ülkeden
rüyalar görmeye başlamış.Rüyasında gizemci adında bir kahin görmüş ona yardım etmek istediğini ama bir şartı olduğunu söylemiş.Şimdi uyu sabah ben sana gelecem seni
evine geri götürecem ama senden bir istediğim olacak dedi.Gizemci Gizem’den bir söz almış oldu.Gizem uyandı sabah oldu düşünmeye başladı.gördüğüm gerçek mi yoksa
sadece bir rüyamı dedi durdu.Karnı açıkmıştı indi arabadan bir bakti ki yerde bir sepet dolusu elma ve ekmek vardı yemeye başladı.Biraz yedikten sonra canı su istedi
bir baktı ki su dolu bir tas ,onu da aldı içti Gizem.Artık karnı doymuş ne yapsam diye düşünmeye başladı,tam o sıra da bir adam geldi yanına ak saçlı uzun
sakalları olan biri ,Gizem birden hatırladı bu kişiyi,rüyasındaki kahindi bu,olmaz dedi ama gerçekti tam karşısında duruyor ona gülümsüyordu.
Gizemci ,gizeme doğru yürüdü nasılsın bakalım kızım beni tanıdın mı dedi ? Evet tanıdım dedi Gizem.
Beni evime götürmeye mi geldin dedi gizemciye,gizemci evet gizemli ülkenin prensesi dedi.Hadi gidelim gizemci baba dedi birden,gizemci babamı dedin kızım çok
hoş hoş ve naifsin dedi.Yola çıktılar ,gizemli ülkeye akşam oldu ülkeye geldiler .Gizemci seni evine getirdim şimdi isteğimi söylüyorum dedi.
Gizem Gizemciye buyur dile benden ne dilersen dedi, Gizemce de söyledi,
Benim bir oğlum var bir derdi var onun ona yardım etmeni istiyorum her şeyi yaptım,gitmediğim ülkü kalmadı ama çaresini bulamadım dedi.
Gizem çok merak etti nedir derdi dedi; benim oğlum rüyasında bir kız görmüş o kıza aşık olmuş, o günden beri o kızı bekler evde birgün gelecek beni bu
evden dışarı çıkaraçak mutlu mesut yaşayaçağına inanıyor.Senden istediğim onu bir kez görmen ve konuşman dedi gizemci,
Gizem biraz korktu ama söz vermişti istediğini yapacaktı,yola çıktılar gizemciyle eve geldiler,gizemci oğluna bir misafirimiz var hadi gel dedi onu bekletme salonda
seni bekliyor dedi gizemci oğluna,Baba nerden çıktı bu ben kimseyi görmek istemiyorum ben olmaz dedi.Gizem yerinde duramıyordu merak ediyordu o kişiyi
salondan dışarıya yukarıya çıktı kapıdan bakmaya başladı ,bir den şok oldu Gizem olamaz imkansız bu benim rüyamda gördüğüm kişi dedi Gizem kendine.
Hemen aşağıya indi beklemeye başladı hem çok mutlu hem çok üzgündü,gizemli ülkede herşey gizemli olmak zorundamı dedi ama yapaçak bir şey yoktu beklemek.
Sesler gelmeye başladı merdivenlerden,Gizem’in elleri ayakları heycandan titremeye başlıyordu .Kapı usulca açıldı,içeri biri girdi ,sıtı ona dönüktü onu görmüyordu
Gizem,ne olaçak şimdi derken birden pencereden bir kelebek kondu omuzuna Gizemin ,heycanlandı yine bir süre sonra kelebek uçtu uçtu oda oğlanın omzuna kondu
kelebek,Gizem kelebeğe bakarken oğlanda Gizemceyi gördü tam o sırada.Şimşekler çakmıştı gizemcinin oğluna olamaz tanrım o ooooo kız dedi bayıldı.
Masal burda bitti gökten üç elma düştü biri kızlara,biri oğlanlara biride gizemci ve gizemli olan herşeye düştü.Masalın sonunu herkes kendine göre
bitirsin şimdi arkadaşlar….

http://www.gizemce.net daha fazla masal için linki takip edin.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (3 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)

konak konya mutfağı

06 Aralık 2011

Konağın Tarihi Kimliği,
1860 yılında Girit Mevlevihanesi Postnişi Mehmet Şemseddin bey ve kardeşleri tarafından ikametgah olarak inşaa ettirilen konak, 1906 yılına kadar bu mevlevi aileye misafirperverliğini sürdürmüştür. Daha sonra da mekan olarak bir çok Konyalı aileye lalelerle süslü bahçesiyle sıcak yuva olmayı başarmıştır.
Kimler Ne Dedi?
Konak Konya Mutfağı yerli ve yabancı yemek uzmanları ve gurmelerinin mekanı haline gelir.
İngiliz Waitrose, Food Illustrated dergisi 2003 yılında Konak Konya; Mutfağı’nı dünyanın en seçkin on mutfağı arasında göstermiştir.

Restaurant Oluyor…
1994 yılında Konya Kültürel Yemeklerini yaşatmak amacıyla, Restore edilerek, Konya’nın tanınmş işadamlarından ihsan Atasagun tarafından hizmete açılmıştır.
Kültürel Dokunun Korunması.
Konya yemeklerini, yurtiçi ve yurtdışuından gelen misafirlerine gerçek anlamda tanıtan konak, halen yemek konusunda misafirperverliğinde geleneklerine bağlılığını sürdürmektedir.
Nefis Yemekler, Çorbalar ve Tatlılar…
Konak Konya Mutfağı’nda, Konya lezzetli ve kültürel çorba
ve yemekleri bulabilirsiniz.
Arabaşı, bamya ve yoğurt çorbalar,ekmek salması, fırın kebabı, etli ekmek,patlıcan oturtma,bıçak arası,saç böreği, etli su böreği, sac arası,höşmerim gibi bir çok yemek ve tatlılarının kültürel yapısını koruyarak dünya yemek literatüründe adından sözettirmeyi başarmıştır.
Cornucopia Dergisi 2005 yılında Konya’nın en iyi lokantası olarak okuyucularına tanıttığını öğreniyoruz.
Amerika’nın ünlü yemek dergisi Saveur ise 2006 yılında Konya ev yemeklerini, mekan olarak Konak Konya Mutfağı’nı başarıyla tanıtmış ve ünlü Gurme Margo True “Bir Konya Lokantasında Ev Yemekleri’ adlı makelesinde Konya’nın çeşitli yemek tariflerine geniş yer vermiş
Konya Ev Yemekleri…
Geleneksel bu tarihi yapılanmayı, Konak Konya Mutfağı adıyla devam ettirme inancı ve arzusunda olan işletmeci Hakkı Ünler.
” Elbette tüm yurdumuzun yemekleri kültürel değer taşımaktadır. Hiç bir yöremizin yemeklerini birbirinden üstün değildir. Bu gerçeği gözardı etmemek gerekir. Ancak bize düşen Konya’mızın tarihi yemek mirasını korumak, örnek olmak, gelecek kuşaklara ve misafirlerimize tattırmaktır.” dedi.
Tüm yörelerimizin yemek miraslarına sahip çıkmaları ve bu mirası geleceğe taşımaları dileklerimizle…

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)